Şşşt SAKİN OL!

🌠Bugün üzerinde duracağım konu, günlük hayatımızda çokça yaşadığımız bir duygu.

Bu öyle bir duygu ki etkinin şiddetine bağlı değişken olduğu kadar karşı tarafta bir kıvılcım veya bir alev etkisi de oluşturabiliyor.

Bu duygu hayatımızın her anını kaplıyor. Sadece bir insana değil bazen nesneye, hayvana yani her şeye karşı içimizde beslediğimiz türden bir şey.

Hani o anlık krizlerde oluşan, istemediğimiz durumlarda oluşan, planlanan gündelik aksaklıklar, söz dinlemeyen çocuklarımıza karşı tepkilerimiz, bazen trafikte bazen alışverişte ortaya çıkan sinir ve öfke nöbetlerimiz var ya işte onlardan bahsedeceğim.

Şöyle beş dk durup bir düşünür müsünüz?

En son kime kızdınız ve niçin? En son size kim kızdı ve niçin?

Düşündünüz mü?

Unutmamışsınız dimi!

Hele bir de çok sevip değer veriyorsanız o kişiden böyle bir tepki almak ne üzücü oluyor veya sizin ona o sinirli söylemleriniz sizde etkisi hâlâ kalıcı dimi?

O an o şekilde sinirlenip öyle davranmanız gerekli miydi gerçekten?

Ya da size o an o şekilde söylenimlerde bulunması sizce haklı bir durum muydu?

Peki ya sevinç ve mutlu olduğunuz anlarınızı sorsam bi düşünseniz aklınıza gelir mi? Bu olumlu bir duygu olduğu için hemen kafanızda sıralanması gerekmez mi?

Ama sanki sıralama aşaması hatalı oldu. Çünkü akla gelen sevinç hatıraları çok az gibi değil mi? Belki de hiç gelmedi bile, olamaz mı olabilir…  👀

Neden üzüntülerimiz aklımızda kalmış? 💔

Çünkü kızdığınız ve kızılan anlar akılda yer ediyor, unutulmuyor. Şeytan da az değil, ne zaman boş kalsanız ne zaman kendinizi dinleseniz konu konuyu açıyor ve hep o üzüldüğünüz anların, pişmanlıkların kafanızda yer etmesi için aklınıza getiriyor ve unutmuyorsunuz. Sonra bir anda modunuz düşer, enerjiniz azalır, yapacağınız şeyleri de yapmak istemezsiniz.

Tebrikler şeytan bir adım öne geçti. 😈

Çünkü istediğini elde etti. 👀

Kızılan taraf olmak bölümünü değil de önce kendimizden başlayarak kızdığımız, sinirlendiğimiz ruh hâllerini azaltmaya başlasak yavaş yavaş düzeltme yoluna girsek nasıl olur? 😉

Sinir ve öfke hâli gerçekten başta insanın kendisini kötü hissetmesine sebep oluyor, ümitsizlik kendini değersiz görme gibi hâllere bürüyebiliyor. (Bazısı bilerek bu sinir ve öfke yoluna gidip başka şeyler hedefliyor o ayrı bir hastalık hâli ben daha düzeltilebilir, yaptığı hareketi kendisine yakıştırmayan kardeşlere seslenmek derdindeyim şimdilik)

Ve bunların baş zalim aktörü şeytan olunca ona uymamak da biz Müslümanların görevi olunca, kendimizi bu konuda telkin edip yetiştirmemiz zorunlu bir kul ahlakı olduğu kanaati ortaya çıkıyor.🌸

İmam Gazali , Kimya-yı Saadet kitabında bu öfkenin ilacı için şöyle diyor: “Bu öyle bir mülayim maddedir ki, ilmin şirinliği ve sabrın acılığı ile tertip edilir. Bütün ahlakın ilacı ilim ve amel macunudur. İlim ilacı şudur ki öfkelenen kişi öfke hakkında gelen ayet ve hadisleri düşünmelidir.”

🌷 Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Güçlü kimse güreşte hasmını yenen değildir. Asıl kuvvetli, öfke zamanında kendine sahip olandır.” (1)

🌷 Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ey Rabbim! Öfke durumunda ne yapmalıyım?” diye sormuş ve akabinde “Eğer şeytan seni kışkırtacak olursa hemen Allah’a sığın! Çünkü o işitendir, bilendir.” (2) ayeti kerimesi nazil olmuştur.

Devamen Gazali diyor ki: “Bundan başka insan kendi kendine, ‘Senin bu öfken, işinin istediğin biçimde olmamasından, Allah’ın dilediği gibi olmasındandır!’ der. Eğer ahirete ait bu düşüncelerle yine öfken geçmezse dünya ile ilgili işleri düşünmelidir ve kendi kendisine demelidir ki,

‘Eğer nefsime hâkim olup kızgınlığımı yenemezsem hizmetlerimde kusur ederim, herkes benden nefret eder, kızdığım kimse bana düşman olur, ya beni aldatır ya da kızgınlığıma kızgınlıkla karşılık verir bu da benim zararıma sebep olur.’”

Ne de güzel düşünceler tavsiyeler değil mi? 🤗

Bir Müslümanın yol göstericisi önce Kur’an sonra Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)‘in yolu olunca, sünnette ne şekilde uygulama var ona da bakmalıyız.

🖤 Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Öfke ateştendir. Onu su ile söndürün.” ( İlk akla gelen abdest dimi? 💧)

Bir diğer hadiste ise “Öfkeli kişi yüzünü toprağa koysun. Kendisinin topraktan yaratıldığını hatırına getirsin ve bir kul olduğunu düşünsün. Böylece kulun kızmaması gerektiğini anlasın.”

SubhanAllah❤️

Bunların hepsi bizim sağlıklı ruh ve bedenimiz için olumlu faydalı sözler ve bilgiler. Sadece bir kişi öfkesine sinirlerine hâkim olmak için çabalasa değişimine hayatında yer verse etrafında neler değişmez ki.

En başta Rabbin için yaparsan Rabbin de razı olsa bu davranışından, e bundan ötesi var mı bir Müslüman için? 😎

Samimi şekilde artık sinirlerime hâkim olucam, öfkemi artık ben yöneticem. Şeytanı dinlemeyeceğim diyerek içten bir besmele hamlesiyle bu hâl değişimine beraber adım atalım inşâAllah. ❤️ Şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım sözü hep aklımızda olsun. 😇

Son olarak,

🤗 “Sana kızdığı hâlde, bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin.

Çünkü öfke, insanın tiynetini (huyunu) ortaya çıkarır.. “

Hz. Ali (radıyallâhu anh)

🤓 Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “İnsanlar pek çok derece üzere yaratılmışlardır. Kimisi tez kızar. Bu kızgınlık tez geçer, tezce barışır. Kimisi de geç kızar, bu kızgınlığı geç geçer, geç barışır. Sizin en iyiniz geç kızan ve tez barışınınızdır. En kötünüz de çabuk kızıp geç öfkesi söneninizdir.”

Rabbimizi razı eden kullardan olabilmek duasıyla, selametle .. 🙂

Dipnot

  1. Hadis-i Şerif, Buhari ve Müslim
  2. Kur’an-ı Kerim, Araf Suresi, 200. ayet
Paylaş

1 yorum

  1. Avatar
    Gülsüm 6 Ekim, 2019 at 01:25 Reply

    Çok güzel yazı olmuş. Bu yazıyı okuduktan sonra daha çok dikkat edicem inşallah. Allah razı olsun sizden ❤️

Yorum Yap