SU GİBİ AKAN GENÇLİĞİMİZE NE YAPMAMIZ GEREKİYOR?

gençlik bir kere yaşanır, su gibi gençlik

Neden gözümüz hep rahatlıkta? Neden gençlerimizin çoğunun gözleri hep dünya malında? Sürekli bencillik ederek kendini düşünmekte? Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sürekli malını, zamanını, fikirlerini başkaları ile paylaşırdı. Neden biz böyle değiliz? Büyüklerimiz “Paylaşmak vermektir aslında.” derler. Vermek ise ahiretimize sermaye satın almaktır. Kardeşlerim, evlerimizde boş boş oturmakla ne kazanıyoruz? O rahat oturduğunuz koltuğunuz var ya, ya da kardeşlerimizin saatlerce oynadığı oyunlar ve bir türlü kendimizi alamadığımız uyku… Ya da mescide gelmeyen, sohbetlere gitmeyen, namaz kılmayan, sıkıntısının tatil yaparak biteceğini zanneden, her akşam geç vakitte yatan, velhâsıl vaktinizi boşa harcayan gençlerden değilsiniz, değil mi?

Biliyor musun? Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de İnşirah Suresi 7. ayetinde şöyle buyuruyor: “Şu hâlde boş kaldığın zaman, durmaksızın (duâ ve ibadetle) yorulmaya devam et.’’ Müslüman genç kardeşim! Müslüman’ın boş vakti yoktur! Bir iş bitince dinlenmek adına başka bir iş yaparsak ancak o zaman dinlenebileceğimizi söylüyor Rabbimiz.

Hayatta yapacak çok şeylerimizin olduğunu hep söyleriz. Bu gençlik bir defa ömrümüzde bizimle beraber ve geçtiği zaman da asla geri gelmeyen bir değer. Ve Allah (c.c.) iman sancağını taşıyabilen en uygun insanları ve en uygun nesilleri seçer. Biz bu nesilde Allah’ın seçtiği gençleriz. Genç kardeşlerim, şu anda bu mühim konuyu ele almaya hazır mısınız? Haydi, bundan sonra gençliğimizi öyle bir yaşayalım ki “Keşke bir daha yaşasam bu gençliğimi heder etmeseydim.” demeyelim.

 7,5 milyar dünya nüfusunda 1,6 milyar Müslüman yaşamaktadır. Avrupa’da ise 500 milyonu aşkın insan yaşayıp bunun 50 milyonu Müslümandır. Hollanda’da ise 1 milyon Müslüman yaşayıp yaklaşık bundan 500.000’i genç Müslümanlardır. Peki, bunların sosyal ve ekonomik alanda durumları nedir? Maalesef öyle bir duruma gelmişiz ki bunu üzerinde kısa bir şekilde durup sizlere bu mühim konuyu ele alalım.

Ben Hollanda’da yaşadığım için sizlere bu konuyu Hollanda’dan anlatmak isterim. Sizce nasıldır Avrupa’da genç Müslüman olmak? Maalesef olumsuz. Hollanda işçi pazarının yaklaşık her 100 kişiden 7’si işsiz, yabancı Müslümanlarda ise bu oran 21, Müslüman gençlerde ise %35. Sosyal hayatta ise maalesef şunu söyleyerek içler acısı durumumuzu ortaya koymak isterim. Hollanda’da hapishanelerinin %’60’ı yabancı ve bunun %40’ı Müslüman gençlerle dolu. Evet, yanlış okumadınız!

Peki… İdeal bir Müslüman genç nasıl olmalıdır? Gelin Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) aldığımız ışıkla Müslüman genç olmanın 8 altın kuralı beraber gözden geçirelim!

 

  1. a) Müslüman bir genç azimli olmalıdır: Aslında neden azimli olmamız gerekiyor? Bir Müslüman genç olarak başarılı olmamız gerekiyor. Tembel olmamamız lazım çünkü tembellik başarının ilk düşmanıdır! Sizlere tembellik ne olduğunu anlatmama gerek yok!

Geçenlerde arkadaşım “Hatice, çok yoruldum ya… Tembellikten yorulmuşum bence!” dediği an ben bir türlü cevap veremedim. Niye mi? “Dinlenebilirsin, yorulduysan…” desem saçma gelecekti ve sonra anladım ki biz Müslüman genç olarak bize tembellik asla ve kat’a yakışmıyor! Çünkü azimli olmamız gerekiyor ve her konuda uyanık olarak başlanılan işi bitirmek gerek. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir.

 

  1. b) Müslüman bir genç ahlaklı olmalı: Herkesçe beğenilen asil olmak, güzel ahlaklı olmak din güzelliğini yaşamaktır çünkü ahlaklı güzel insan her yaşta güzeldir! Bu konuda Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) ne buyurmuş: “Kişi arkadaşının dini/ahlakı üzeredir. Öyle ise sizden biriniz arkadaşlık/dostluk edeceği kimseye iyi baksın.”

 

  1. c) Müslüman bir genç güzel dost olmalıdır: Sizin böyle bir dostunuz oldu mu hiç? Daima düşünceliydi, susması konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yerde konuşmazdı. Konuştuğunda ne fazla ne de eksik söz kullanırdı. Dünya işleri için hiç kızmazdı. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi. Affediciliği tabii idi, intikam almazdı. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi. Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Her zaman ağır başlıydı. Fakirlerle birlikte yerdi öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. Umanı umutsuzluğa düşürmezdi! Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: “İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.” Dostlarına şöyle derdi: “Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol!” Sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı. O kim biliyor musunuz? Hazreti Peygamber Muhammed (sav) idi!  
  2. d) Müslüman bir genç hizmetkâr olmalı: Büyüklere hürmette bulunun, tâ ki büyüdüğün zaman sen de küçüklerden hürmet görürsün kardeşim. Başkalarına yardım etmekten haz almalı Müslüman genç. Onların dertleri ile dertlenmeli, sevinçleri ile sevinmeli.  

 

  1. e) Müslüman bir genç ibadetli olmalı: Müslüman genç her yılı, ayı, günü, saati ve saniyeyi ibadetle geçirmeli. “Allah için ne yaptın?” denildiğinde gönlü rahat olmalı. Gece namazında haz almalı. Efendimiz (s.a.v) şöyle diyor: “Geceleyin insanlar uyurken namaz kılınız.”

 

  1. f) Müslüman bir genç israf etmemeli: “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz.” diyor ayet-i kerime.  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) karnını doyurmadan sofradan kalkarmış. Biz maalesef dünyada israfın içindeyiz. Dünyada yaklaşık 120 milyar euro yıllık çöpe gidiyor. Bu para ile dünyada fakir kalmaz kardeşlerim! Allah israf edenleri sevmez, geç saatlere kadar yemek bir mağfiret değil. Peygamber Efendimiz (s.a.v), akşam vaktinden sonra yemek yememenin uygun olduğunu söylüyor çünkü bundan dolayı vücudumuz bütün gece sindirmekle meşgul oluyor ve sabah hâlsiz olabiliyoruz.

 

  1. g) Müslüman bir genç zamanını iyi kullanmalı: Artık “Hallederiz abi.” değil “Bu iş bende.” demeliyiz. İşin olması için iki eli kanda olsa o işi bitirmeli ve böylelikle yılını, ayını, gününü ve saatini planlamalı.

 

  1. h) Müslüman bir genç anneye ve babaya iyi davranmalı: Anne ve babanın ahını alma. Yüce Allah Kur’an’da anne ve babaya ne buyuruyor: İnsana da anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” [Lokman Suresi,14] 

 

Bakın ünlü Alain ne buyurmuş: Ahmaklar zamanı nasıl öldüreceğini, akıllılar ise nasıl kazanacağını düşünür. Genç kardeşlerim, gençliğimizi iyi değerlendirmeyi bilelim. Boş zamanımız yok! Bakın bu beş şeyin kıymetini bilin diyor Efendimiz (s.a.v): Hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin, ölmeden önce hayatın, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin. Evet, kardeşim gençliğimizi boş yere harcamayalım, onu kıymetli kılmayı bilelim!

 

Selam ve dua ile…

Paylaş

1 yorum

Yorum Yap