Tahtakurusu Öldürmek Caiz mi?

0

Söze kıymet katan, sözün sahibi ise ben de söze sözü yaratanın sözüyle başlayarak sözümü onunla kıymetlendireceğim.

Al-i İmran Suresinin 159. ayetinde, “Allah’ın bir rahmet eseridir ki, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer huysuz ve katı kalpli birisi olsaydın muhakkak onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.” buyuruyor Âlemlerin Rabbi (c.c).

Bir de ilginç bir hadis: “Resulullah’ın (a.s.v) yanından bir cenaze geçmişti. Allah Resulü, ayağa kalktı. Bunun bir Yahudi cenazesi olduğu kendisine bildirildiğinde: ‘Bu da bir insan değil mi?’ buyurdu.”(Müslim)

Allah Resulü (s.a.v)’in vasıflarından biri de Onun hilm sahibi yani yumuşak huylu olmasıdır. Hadislerden kısa bir araştırma yapsanız onlarca muteber hadiste Efendimiz (s.a.v)’in yumuşak huylu inci gibi kalbini ve üstün ahlakını ifade eden örnekler sizi büyüleyecektir.

Mekke’nin fethinde bir rivayete göre Efendimiz (s.a.v) sahabelerden birini Kâbe’nin anahtarını getirmesi için gönderir. Kâbe’nin anahtarı bir müşriğin elindedir. Müşrik anahtarı vermek istemez. Sahabe elinden kaptığı gibi Resulullah’a (s.a.v) koşar.

Nebiler Serveri sahabeye anahtarı geri verip özür dilemesini “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” mealindeki Nisa Suresi 58.ayetin nüzul ettiğini bildirince bunu duyan müşrik müminlerin bu davranışlarından etkilenip İslam’a giriyor.

Müşrikler, ellerinde imkân varken bu insanlara zulmediyorlardı. Şimdi Müslümanların eline zulmetme imkânı geçtiğinde, bırakın bir işkenceyi, sadece anahtarı aldı diye özür diliyor ve emaneti iade ediyorlardı. Bunun gibi yüzlerce örnek binlerce insanın binlerce Yahudi’nin, Müşrikin, Hristiyan’ın Müslüman olmasına vesile olan mümin ahlakını anlatan anekdotlarla doludur siyer-i Nebevi.

Değil sadece Müslümanların, tüm insanların Efendimiz (s.a.v)’den ve Ashabından öğreneceği çok şey var. İnsana verilen değer ölçüsünde hayvanlara da aynı değer verilen bir dindir İslamiyet. Evet, Bediüzzaman’ın da dediği gibi: “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder.” İmanı elde ettikten sonra karıncayı incitmekten çekinen birinin bir insanı incitmesi ne mümkün?

Bediüzzaman hazretleri iman kurtaran Risale-i nurları yazdı diye onu katillerin kaldığı hapislere attıklarında yaşananlar buna en tesirli örnek olsa gerek. Pek çok kişiyi öldüren bir katil iman dersleri dinledikten sonra namaza başlar ve bir gün Üstad’a şunu sorar “Hocam, tahtakurusu beni rahatsız ediyor. Öldürmek caiz midir?” Kalbine böylesine mahlûkat sevgisi dolduran bir din elbette haktır.

Kalplerimizi muhabbetin kıblesine ayarlarsak; hoşgörü dini olan İslam’ın lezzetini imanın tadını duyarız. Vallahi hidayet nurunu yüreğimde hissettiğim günden beri kalbime nefret ve ayrılık değil, muhabbet ve ittihad aktığına canlı şahidim. İslam öfkemi törpüleyip sağduyu ve empatinin iklimine sokuyor ruhumu.

“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.” demiş Üstad özetlercesine. Biz Allah için sevmeyi unutsak da samimi her gözyaşımız Allah’ın rahmet tecellilerinin ışıltılarına rehber oluyor. Kâbe ile eşit tutulan ve Muhabbetullah’ın misafir olduğu bir mümin kalbini, Allah’ın tecelli ettiği ayineyi nasıl olur da kırar insan?

Galiba sorun, kendimizi ıska geçip başkasını tamire çalışmamızda. Ben de bu dersi nefsime yazıyorum. Belki benim gibi yaralarına Kur’an’dan merhem arayan muhtaç bir gönül varsa sunuyorum şifalı iksiri. Ve derdimin dermanını Bediüzzaman’ın 22.Mektubunda buldum. Dost TV’de geçen hafta bahsettiğim için kısa kesiyorum. İlginç bir anekdot da Osmanlı’dan aktararak son vereyim bu mahzun satırlara.

Osmanlı Beyliğine ittihad-ı İslam nasıl nasip oldu, Allah neden onca beylik arasından Osmanlı Beyliğine bunu nasip etti hiç düşündünüz mü? Tüm beylikler Anadolu Selçukluları yıkıldıktan sonra kontrolü ele almaya çalışırken birbirleriyle boğuşup yekdiğerinin zayıflamasına uğraştı. Osmanlı ise “Allah Allah” diye cihad edenlerle savaşmak yerine gözünü “hurra” diye savaşanlara çevirdi ve Allahu Teâlâ onlara âlem-i İslam’ın halifeliğini ve bayraktarlığını yaptırdı.

İnşâallah, İslam âlemi gönlünü muhabbete, mazlumun hatırı için açar; birbiriyle değil İslam’ı ortadan kaldırmak ve dinsizliği yaymaya çalışanlarla uğraşırlar. Zira birbirleriyle boğuşanlar müspet hareket edemezler.

Paylaş

İlk yorumu neden sen yapmıyorsun?