Tesettür Düşmanlarına Benden Ferace!

Evet, insan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, eli yetişmediği veyahut tutamadığı şeylerin adavetkârane (düşmancasına) kusurlarını arar, adeta düşmanlık etmek ister.

Fıtratta vardır birini sevmezse ona ait şeyleri de sevmez, kusur arar hatta bir kusurunu görse bin güzel hasenesini yani güzelliklerini görmek istemez.

İşte kâfirin Allah’a olan düşmanlığı bundan kaynaklanıyor…

Yani madde itibariyle bakılsa tesettür normalde bir bez parçası, ipek, pamuk, polyester vs. fakat manası büyük ama onların derdi bunlarla değil, onların derdi ideolojik olarak ateş ve su zıtlığı gibi tesettür görünce çıldırıyorlar çünkü tesettür İSLAM BAYRAĞIDIR…

Neden bu çıldırış, neden bu nefret söylemleri?

Çünkü mesele bunun İSLAM üzerine olmasından dolayı.

Yani anlayacağın bunların amacı başka.

Zaten anlamadığım bir durum var bu dinsizler normalde Kadir-i Mutlak’ın emri altında yaşamaktan kaçıp lafta özgürce yaşamayı tercih ediyorlar yani karışmayın bize, biz sizler gibi dini yükümlülükler altında yaşamak istemiyoruz yani “HAYVAN GİBİ YAŞAMAK İSTİYORUZ.” diyorlar.

Maalesef hayvandan daha aşağı yaşıyorlar çünkü lezzet olarak bir serçe kuşuna yetişemiyorlar, baksanıza tesettür en büyük dertleri olmuş uykuları kaçmış zavallıların…

Haaaa! Bu arada şu Ayşe Hür denilen kadına çok acıyorum soyadı HÜR ama kendisi mahkûm olmuş. Hem yalancı bir özgürlük savunucusu bunlar. Neden özgürlük derken tesettüre saygı duymuyorlar?

Bediüzzaman bu gibi şahıslara diyor ki:
– Hakaik-i imaniyeye karşı çıkar, muaraza eder.

Bu kısım kâfirler, İslam dinini muhakeme ve fikir yönü ile batıl sayıp kendi küfriyatlarını hak sayıyorlar. Ve bu hususta fikri bakımdan karşı çıkıp savaş ilan ediyorlar. İnsanın doğru ve hak bildiği bir şeyi dava edip üzerinde gayret sarf etmesi, hatta bazen canını feda etmesi fıtratının bir gereğidir. Tarihte batıl bir ideoloji olan komünizm için nice gençler canını hiçe saymışlardır.

Hatta bir Müslüman İslam’ı yaymak için hangi gerekçe ve duygu ile çaba sarf ediyor ise, bir kâfir de kendi inancını yaymak için aynı çabayı sarf eder diyebiliriz. Bir komünist için komünizm İslam gibidir.

Bir de bunlarda “Kabul-ü adem” var yani, olmayan ve olması mümkün olmayan bir şeyi, fikren ve muhakeme noktasından ispat etmeye kalkışmak ve öylece dava etmektir. Yani bunlar hem İslam’ı inkâr ediyorlar hem de kendi batıl davalarını fikren ve muhakeme noktasından ispata kalkışıyorlar. İşte Risale-i Nur’da Üstad’ın muhatap aldığı ve fikirlerini çürüttüğü kesim bunlardır.

Bunların küfürleri dava ve fikri bir hareket olmasından dolayı, karşısına fikren ve muhakeme noktasından çıkmak gerekiyor ki, Risale-i Nurlar bunlardan en kuvvetli olanıdır. Bunlar küfürlerini hüküm ve itikada bindirdikleri için ispat ile mükelleflerdir. Zira müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Mesela ahiret yoktur diyebilmek için bütün kâinatı gezip dolaşması gerekir ki, ondan sonra hüküm verebilsin. Yoksa bir yere bir noktaya bakıp “yok” demek ispat noktasından makbul değildir.

Ayrıca insanın elde edemediği ve ulaşamadığı bir şeye hissen ve ruhen düşman olması fıtratının bir özelliğidir. Benim olmayan güzele güzel demem, ayı ulaşmadığı üzüme ekşi der, gibi deyimler insanın bu fıtri özelliğine işaret ediyor. Şayet Allah insanı ebedi hayata mazhar etmeyip ebedi bir yokluğa ve hiçliğe mahkûm etse idi, yani sonsuz cemalinden insanı mahrum etse idi, insan kendi hissiyat ve ruhunu teskin etmek için Allah’a karşı düşmanlık edip kin bağlayacaktı. Onun sonsuz cemal ve kemalini unutmak için inkâra ve düşmanlığa yönelecekti.

Kâfirler ahiret hayatına inanmadıkları için dünyada mazhar oldukları güzellikleri ve mükemmellikleri ebedi kaybetme hâlinden dolayı hırçın ve düşman vaziyetini alıyorlar. Yani bir çeşit Allah’ın ahiret âlemini farazi olarak yaratmamasından hâsıl olacak vaziyeti kâfirler hâli hazırda üzerinde izhar edip ilan ediyorlar. Kâfirlerin bu ruh hâli imansızlık ve inkârdan hâsıl oluyor. Kâfirin Allah’a olan düşmanlığı vehmi yokluk ve hiçlik düşüncesinden çıkan bir ruh hâlidir.

Paylaş

2 yorum yapılmış. Sende yap :)

Yorum Yap